2 Nisan 2011 Cumartesi

“PORNO CLUB” DER Kİ ; PORNO BİZİM İSYANIMIZ

Hiç aklımızda oyun izlemenin olmadığı bir akşamda, Barış Kıralioğlu girdi kanımıza, tuttu bizi taaaa Taksim’e sürükledi.. Apar topar kendimizi Mekan Artı’da buluverdik bir Cumartesi akşamında. Sebep ; Porno Club

Barış ilk aradığında dedim ki “yaaa bu oyun sanki gündemdeki in-yer-face akımından faydalanalım da işimize bakalım mantığıyla yapılmış gibi geliyor, pek ısınamadım..” Yookk yok ben tanırım ekibi, akım yaygınlaşmadan öncesinde başlanmıştı çalışmaya, önyargılı olma gel dedi. Kendisini haklı buldum ve gittim.Oyun Mekan Artı’da olduğu için bir miktar süzgünlükle beraber tuttuk Taksim’in yolunu..


Geçenlerde de oyunun broşürünü bir kafede görmüştük, hatta internet üzerinden da tanıtım konusunda sıkı çalıştıklarını söyleyebilirim. Daha oyun oynanmaya başlamadan önceki günlere ait birtakım ropörtajlar da bulmak mümkün, zira oyun çıkmadan ufak bir olay yaratmış.

Neyse çok uzatmadan oyuna geçiyorum..


Nişanlısı tarafından aldatılmış, hatta kendi evinde kendi yatağında nişanlısını bir adamla basmış bir genç var karşımızda. Onun karşısında ise evli barklı, ahkam kesen arkadaşı. Bu arkadaşın bir amacı var ; porno dünyasına gerçeklik kazandırmak. Bir sektör haline gelen ve bize mükemmel, kusursuz, arzulanan ama aslında elde edilmesi imkansıza yakın olan ‘sex’i izleten porno dünyasına hızlı bir giriş yapmayı hedefliyor. Kendi filmimizi kendimiz çekelim, ortalığı kırıp geçirelim, paraya da para demeylim diyor. Üstelik insanlığı bu aslında “olmayan” Porno dünyasından kurtarmayı umut ediyor. Biz de bu çerçevede ilerleyen olayları izliyoruz.

Çıkış noktasına baktığınızda oyun çok başarılı. Yine Amerika tarafından abartılmış, şişirilmiş, özendirme amaçlı porno dünyasını eleştiriyor olmasını çok isabetli buldum. Zira bireyler bu porno filmleri izleyerek yüksek beklentilere girip, gerçekle yüzleşince de hayal kırıklığından yetersizlik hissine savrulup duruyorlar.


Fakat keşke ele aldığı konu kadar başarılı örgülenmiş olsaydı oyun.. Halbuki oyunu yazan ve aynı zamanda oynayan Gökhan Erarslan’ın bir oyunu Şehir Tiyatrolarında okuma tiyatrosu olarak sergilenmiş. Kendisi dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dramatik Yazarlık bölümü mezunu. Acaba oyunu popüler akımla aynı yola sokma hevesine mi düşmüş diye düşünmedim değil.

Öncelikle oyunda haddinden fazla ve yersiz küfür var. Metnin büyük kısmı çeşitli küfürlerle bezenmiş. Video görüntüleriyle hareketlendirilen oyun çok büyük bölümünde seyirciye kapalı oynanırken bunun bir noktada kırılmasının mantığını çok anlayamadım.. Ayrıca bayan oyuncumuzu sahnede görmeyi o kadar istedik ki! İki erkeğin en barzist halini bütün bir oyun boyunca görmek biraz içimizi baydı..

Oyunun büyük kısmında gördüğümüz ‘rahatlık’ ile çelişen bir durum gözüme çarptı. İlk sahnede oyuncu arkadaşımız neden elini gerçekten sokması gereken yere sokmuyor acaba? Madem bu kadar sert ve gerçek olma iddasındasınız, bence aksiyona gerçekten yeltendiğini bize göstermelisiniz.. ( yeterince kapalı anlattım mı? J )


Oyun bölümler halinde sunuluyor, bu da aslında oyunu hızlandıran ve izleyici açısından izlenimi kolaylaştıran bir uygulama olmakla beraber, bütün epizotları yukarda bitirmek de bu etkiyi aynı oranda azaltmış.

Gelelim oyunculuklaraaaa.. Kamer Karabektaş belli ki çok çalışmış, rolünü çok ezberlemiş.. Ama ezberlemiş.. Yani tamam, çok kötü değildi ama vasata yakındı diyebilirim. Gökhan Erarslan ise oyuna daha hakim olduğundan (zira kendisi oyunu yazarı) daha rahattı fakat onu da çok beğendiğimi söyleyemiycem..

Herşeye rağmen eleştirdikleri noktayı çok haklı bulduğumun tekrar üstüne basmak isterim. Oyun izlenebilir, bu durumun farkındalığı arttırılabilir..

Ayrıcaaaa, burdan Mekan Artı’ya mesajım var! Oyun bittiğinde soğuktan donmak üzereydik! Halbuki içeri ne kadar da güzel klima taktırmışsınız, süs olsun diye almadıysanız onu çalıştırsanız ya biz de titremeden oyun izlesek...

Saygılar..

Porno Club

Tiyatro Myth

Yazan: Gökhan Erarslan

Yöneten: Neslihan İpek

Işık/ efekt: Soner Turan

Oynayanlar: Gökhan Erarslan, Kamer Karabektaş, Sevcan Yaman

1 yorum: