Kadıköy Emek Sahnesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadıköy Emek Sahnesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Kasım 2013 Pazar

EMEK SAHNESİ SUNAR.. KÜSKÜN MÜZİKAL

Emek Sahnesi her daim gözdemdir, çok az yerde böyle sıcak karşılama, böyle içten gülümseme görürsünüz. Orada oyun izlemeye karar verdiğimde bile mutlu olurum. Bir de rezervasyon yaptırırken telefonda adımı söyledikten sonra "aaa meraba ya naber?" dediler mi "her zamankinden" diyebildiğim mekanların samimiyetini hissederim. Aman yarabbi duygusallaştım, tutmayın ağlarım.

Aman canım size ne işte severim sevmem de yani Küskün Müzikal'e de gitme hevesim bundandı, ondan anlatmış olayım :)

Engin Alkan müzikal yazmış yönetmiş, hem de Emek Sahnesi'nde? Müzikal? Emek? Sahnesi? Kaç metrekareydi yaw orası ? Hayır içini de baya yakından gördüm aslında ama.. Müzikal.. Hmmm.. gibi düşünceler kafamda uçuşmaktaydı..

Plaza katından arkadaşımı taktım koluma, yine koşar adım yetiştiğimiz oyuna doğru sürükledim. Taksiden inip soluk soluğa gişede bulduk kendimizi ve Basil'i kutsal mekanında bulduk. (Basil Emek Sahnesi'nin demirbaşlarından :) ) Biletleri aldık ve neyse ki seyirci alınmadan birkaç dakika öncesinde fuayedeydik. Çok isabetli tercih ettiğimiz yerimize oturduk ki ne göreyim! Sahneyi öyle bir hale sokmuşlar ki 5 kat büyümüş gibi olmuş. Yani 5 kat dediysem tabii aklınıza ŞT sahneleri gelmesin, bu da kendi çapında 3-5 kat işte :)

Çalgılı çengili oyunumuz başladıııı ve 2 perde olmak üzere neredeyse 3 saat sürdü. Haberiniz olsun, planınızı programınızı ona göre yapın!


Küskün Müzikal Engin Alkan'ın bir uyarlaması. Aslı Carson McCullers isimli 1900'lerin ilk yarısında ABD'de yaşamış bir hanım yazarımıza ait bir eser. Bu eserden yola çıkan Engin Alkan müzikalleştirdiği bir metin sunuyor izleyene. Bu sefer müzikleri de kendisi yapmış ve koreografiyi de ŞT'de de daha önce birlikte çalıştığı Senem Oluz'a teslim etmiş.

Oyunun baş kişisi mendebur Zakkum Hanım. Kendisi hayata küsmüş ve zaten canından bezmiş olan tüm kasabayı yaptığı benzersiz şarapla kendine esir etmiş. Arkasından ballandıra ballandıra dedikodusunu yapıp söylendikleri Zakkum Hanım akşam olup da şarap servisine başlayınca kapısında el pençe divan olan kasabalı evlere şenlik.



Bir gün Zakkum Hanım'ın ucubik akrabası Kuzen süüpriiizz diyerekten ortama giriyor. Zamanla mendebur hanımı insanlara az biraz, zorla da olsa, gözünün ucuyla falan bakar hale getiriyor sevgili kuzeni. Tam bu noktada Zakkum'un eski belalısı Kesik ortaya çıkıyor ve Zakkum'u intikam hırsı kaplıyor. Bütün bunlara şahit olup olayları fiştekleyip gazlayan kasaba halkı da işin tadı tuzu.
Sonrasını izleyince görürsünüz, daha anlatmicam.



Şaka bir yana, çalgılar, çengiler ve de danslar ile şenlendirilmiş oyun 3 saat falan ama kendini izletiyor. Öncelikle sahne tasarımı çok başarılı, küçücük sahneye dünyaları sığdırmışlar. Ergonomik ana alan evrilip çevrilip bütün sahnelerin merkezi olaraktan oyunu götürüyor, çok iyi tasarlanmış. Sahne küçük dedik ama yani alt giriş, yan çıkış, üst kaçış derken her nokta değerlendirilmiş. Grotesk makyaj-kostüm tasarımı, oyun tam anlamıyla grotesk olmasa da sahnede iyi duruyor. Danslar çok eğlenceli ve yerli yerinde olmakla birlikte bana birazcık İstanbul Efendisi tadı verdi, Senem Oluz iki oyunun da koreografı olduğundan olabilir. Bu fikrimi destekleyen pek olmadı ama ben öyle hissettim. Onun danslarını da beğenmiştim, bunu da beğendim neticede :)

Orkestra çok sempatik, oyuna ara ara katılımları keyifli. Oyunun yapısına uyar uymaz bunu tartışmak bana düşmez, seyirlik olarak baktığımda beni gülümseten anlardı.



Ama asıl oyunu tadından yenmez hale getiren şey, oyunculuklar. Birbirinden iyi oynayan oyunculardan oluşan bir ekip izliyoruz sahnede. 3 isim benim için ön plandaydı ; Pınar Yıldırım (Zakkum), Kuzen (Edip Tepeli) ve Zeynep Çelik (Battal Sefa). Karakterler çok iyi ifade ediliyor, çok temiz ve net oynanıyor. Hiçbir detay kaçırılmamış, oynadıkları her dakika, her saniye karaktere ait bir şeylerle dolu. Söyledikleri şarkılarda da karakterden en ufak bir sapma yok. Zaten işin güzel yanı da bu! O şarkıyı Pınar değil Zakkum söylüyor, Edip değil Kuzen söylüyor. O zaman inandırıcı oluyor, o zaman bütünlük sağlanıyor. Oyun boyunca bir saniye bile atmosferden uzaklaşılmıyor.

"Aşk için neler feda edilebilir ?" "Fedakarlık nerde başlar nerde biter ?" "Minnet duygusu nedir ?" "Aşk minnetten üstün müdür ?" gibi ulvi soruların yanında, "Bıyıklı kadınlar da ev yemeği yapabilirler mi ?" "Toplum kambur kişileri dışlar mı?" gibi aklınıza gelmiycek sorulara da oyunda cevap bulabilirsiniz. Aşk, ihtiras, intikam hep bu oyunda! : )))))))))))))



Küçük sahnede büyük oyunlar oynayan bu ekibi çok kutluyorum. Çok güzel bir ekip olmuşsunuz, çok imrendim! Engin Alkan'ın ellerine sağlık oyunun yazanı, yöneteni, müzikleyeni, dekor tasarımcısı olarak birçok şeye el attığı izlemesi süper keyifli bir oyun olmuş.

Bu sezon izlediğim ilk oyundan bu kadar mutlu ayrılmak ne hooş!
Siz de izleyin siz de bir hoş olun, keyiften sarhoş olun.

NOT: Bu arada plaza arkadaşım oyunda göz yaşlarına hakim olamadı. Canım yaaaa nası da duygusaldır. Benim gibi olmayın siz, onun gibi olun. Duygusal iyidir.


KÜSKÜN MÜZİKAL / Emek Sahnesi

Yazan-Yöneten-Müzik : Engin Alkan
Koreografi : Senem Oluz
Kostüm Tasarımı : Çağla Yıldırım-Merve Arun
Kostüm Uygulama : Gaye Kızılışık
Dekor Tasarım : Engin Alkan
Dekor Uygulama : Zeki İlyas Kızılışık
Oyuncular:
Zakkum : Pınar Yıldırım
Kesik : Mert Şişmanlar
Kuzen : Edip Tepeli
Battal Sefa : Zeynep Çelik
Zifir : Hande Ağaoğlu Kaplan
Kıymık : İbrahim Ersoylu
Mıhbey : Caner Erdem
Kurşet : Hasan Karakurt
Orkestra Üyeleri
Orkestra Şefi – Keman : Hivda Zizan Alp
Klarnet : Merve Sarıkaş
Kanun : Toygun Can
Bass-Elektro Gitar : Zeki Berk Ulu
Perküsyon : Öner Coşkundere

Emek Sahnesi : Uzunçayır caddesi Doğançay işhanı No 29/1 Hasanpaşa-Kadıköy/ İstanbul
                          0 216 / 545 73 76

6 Nisan 2013 Cumartesi

ANNEMİN CİNAYET LİSTESİ / Cinnet Anaların Ayakları Altındadır


Provalarımızın bitmesiyle soluğu seyirci sandalyelerinde almıştık! Burçak ve Sinem'le günlerce her gün görüşmüş olduğumuz için, adeta birbirimizden ayrılamıyorduk. Veeee yolumuz Emek Sahnesi'ne düştü. Yok yok tesadüfen değil baya koşa koşa gittik "Annemin Cinayet Listesi" izlemeye.

Oyun öncesinde Sevil Akı'nın çok sevdiği portakallı, vişneli, kakaolu keki bahaneyle kesip kendimiz de nasiplendikten sonra seyirci olmak üzere geçtik yerimize. Neyse ki o gün Yeşim Ceren Bozoğlu da seyirciler arasındaydı da onun mahalleyi inleten kahkahalarından bizimkiler çok duydulmadı :)


Açıkça söylemek gerekirse bizim niyetimiz Sevil Akı izlemekti.. Diğer arkadaşlardan çok özür diliyorum.. Ama resmen kime niyet kime kısmet der gibi sahnedeki herkesi benzer keyifle izledik! Annesi katil olan 3 çocuk, anneleri ve polis sevgilisi. İşte size "Annemin Cinayet Listesi"

Anne Mini pazardan döner.. Fakat bu sefer bir aksilik olmuştur.. Pazardaki kadınlardan birisini bıçaklamış ve öldürmüş, üstelik cesedi de evin girişindeki kaldırıma bırakmıştır..
Cinnet geçiren annelerinin arkasını toplayan ve bu travmayı atlatmaya çalışan birbirinden arıza 3 çocuk ise bunun sadece bir başlangıç olduğunu bilmezler..


İkinci cinayeti yetmezmiş gibi bir de polis sevgiliyi koluna takıp evrim geçiren anne, yıllardır bastırdıklarından kurtulmuş, rahatlamış ve özgürleşmiştir artık! :) Der ki ; ''Sonra nasıl oldu anlamadım kendimi Rebeca'nın boynunu keserken buldum... Peki neden Rebeca'ya oldu olan? Bilmiyorum. Sizce benim için yeni bir hayat başlıyor olabilir mi? Siz ne düşünüyosunuz?''


Broşürün son cümesi der ki : "Suç kavramını mizahi bir dille yargılayan Annemin Cinayet Listesi, seyirciye ahlak kurallarına farklı bir açıdan bakma fırsatı veriyor.

Hakikaten de ahlak kurallarına farklı açıdan bakabilirsiniz evet :) Cinayetler silsilesi sorumlusu bir anneniz olursa siz de herşeye farklı açılardan bakabilirsiniz sanırım :) Sonuçta dedikler gibi "Cinnet anaların ayakları altındadır."

Oyun 2 perde, yaklaşık 2 saat ve çok eğlenceli! Oyuncular çok başarılı. 3 kardeş (Pupu - Çağrı Şensoy, Silvi - İmer Özgün, Nene - Edip Tepeli)  arasındaki iletişim çok keyiflli. Aralara serpiştirilen şarkılar oyunu canlandırmış, ayrıca besteler de çok başarılı ve yaratıcı :)

Sevil Akı ise her zamanki gibi sahnede ışıldıyor! Gözünü kırpması, adımını atması bile sizi gülümsetebilir halde. Ben şahsen bizzat kendisini ilk kez devasa sahneler dışında izledim. Bu kadar yakından seyirliği de bir başka! Katil bir anneyi sevebilir misiniz ? Evet o katil anne Sevil Akı ise seversiniz arkadaş! Size onu bile sevdirir.


Yönetmen Salih Bademci Şehir Tiyatroları'ndaki forsunu kullanmış, en has adamlara seslendirmeleri de yaptırmış :)

Yeni bir ekip olan Siyah Beyaz Ve Renkli'nin ikinci işini şimdiden merakla bekliyorum. Kendileri için ise şöyle demişler ; "Ne ola ki bu sbr. Duvara balyoz, masala dost, farka bekçi, eskiyene yeni, yeniyene umudun en dirisi baharın körpe dalı, doğrunun eğrilmeyeni, sınırın silğisi, paranın azı, coşkunun cümlesi, hiyerarşinin çöküşü, birkaç gencin el yapımı rüyası, gerçeğin ta kendisi Yedi düvelin gözü önünde inadın keçisi, Non hiyerarşik gösteri örgütlenmesi. Yani siyah beyaz ve renkli Kahramanın antisi ve kendisi."

Bana sormayın vallahi ben bişi anlamadım :) Neticede çok güzel oyun yapmışlar gidin izleyin! En yakın 18 Nisan'da Emek Sahnesi'nde izlemek mümkün.



ANNEMİN CİNAYET LİSTESİ / SİYAH BEYAZ VE RENKLİ

Yazan: Javier Daulte, Alejandro Tantanian, Rafael Spregelburd
Çeviren: Reyhan Özdilek
Yönetenler: Salih Bademci, Hüseyin Sevimli
Yardımcı Yönetmen: Güneş Sayın
Müzik: Emir Aksoy
Dekor Tasarımı: Oya Köseoğlu, Emel Erden
Işık Tasarımı: Emir Uğurçağ
Kostüm Tasarım: Nur Tepeli
Dramaturg: Melek Ata
Oyuncular: Sevil Akı, Haki Biçici, İmer Özgün, Çağrı Şensoy, Edip Tepeli

www.siyahbeyazverenkli.com 

25 Kasım 2012 Pazar

CANINIZ PİKNİK Mİ ÇEKTİ ?

Taaaaaaaaaaaaa geçen sezon izlediğim bir oyunla ilgili yazı yazmak üzereyim.. Sen de okumak üzeresin! Hazır mıyız ? Hazırsak başlayalım..


Geçen yıl kendilerini Sahne Hal'de izlemiş idim.. Sanırım ikinci oyunlarıydı.. İkinci oyun da lanetli oyundur ama biz öyle kötü de bir oyuna denk gelmedik vallahi. Sonraki birkaç izleyişimde de bunu tasdik etmiş oldum!

Efendiiim, sevgili ekibimizin adı Turnusol. Kendileri üniversite tiyatrosunda birlikte çalışmaya başlamış ve sonrasında bu işe devam etmiş ve etmekte olan bir ekip. Çalıştırıcı kişi Arda Öztürk, ki kendisinin bahsi yazılarımda daha önceden geçmişti. Yönettiği "Ayak Bacak Fabrikası"nı izlemiş ve beğenilerimi sizlerle de paylaşmıştım. Turnusol içerisinde de yönetmen görevini bu oyun için Arda Öztürk üstleniyor.


Geçen yıl kurulan Turnusol'ün manifestosunda ise şu cümleler yer alıyor ; ".... Turnusol izleyenin imgelemini harekete geçiren, eleştirel ve rasyonel bakışını aktif kılan, kısacası onu sanatsal üretimin bir parçası olarak gören yaklaşımları yeğler. Turnusol bu yaklaşımların da etkisiyle klasik algı ve iletişim kalıplarından bağımsız olmak ister ve görünmez olanın - sanat yoluyla - görünülebilirliğini mümkün kılmanın yollarını arar."

Neyse şimdi oyuna geçelim.. Oyunumuz ; Piknik. Bazılarımızın "Cephede Piknik" diye bildiği.. Hani şu Fernando Arabal'in yazdığı :)

Piknik, diğer adından da belli olduğu üzere cephede geçen bir oyun. Savaşın iki cephesi.. Peki bu iki cephe acaba aynı tarafın mı yoksa karşı tarafın mı? Karşı taraf kim? Düşman ne demek?


Oyun başladığında cephedeki askerin yalnızlığına şahit oluyoruz. Zavallım aylardır cephede tek başına örgüsünü örüyor ve nöbetini tutuyor. Tam ne kadar sıkıldığına üzülürken, cengaver babası ve titiz annesi cepheye oğullarını ziyarete gidiyorlar, amaç ise oğullarıyla bir pazar günü şöööööyle güzel bir piknik yapmak! Yahu ne var bunda! Sonuçta barut kokusu iştah açıyor! Bombardıman da izlemesi havai fişekten hallice bir olay! 

Tankları geçerek, yolları teperek cepheye gelen neşe yuvası anne ve baba, oğullarıyla savaşın inceliklerinden konuşup, babanın kahramanlık hikayelerini dinliyorkeeen, bir de ellerine düşman askeri geçiyor! Bir neşe bir neşe! Sormayın gitsin! Ondan sonra başlıyor bir idrak süreci!


Evet anladığımız üzre oyunumuz absürd bir oyun! :) Absürdün tüm inceliklerini seyreyleyebileceğiniz bir oyun. İçler acısı bir savaş trajedisine inanmış bir toplum ve bu saçmalığı fark edişleri.. Kimin kime düşman olduğunun bile belli olmadığı bir savaşta asker olmak.. Sadece size öyle denildi diye!

Turnusol ekibi oyunun İngilizce metnini kendisi ele almış ve çevirmiş. Dolayısıyla günümüz dilinde süper anlaşılır bir metinle karşı karşıyayız. Özellikle zeka kıvılcımı küfürlere bayılıyorum! "Hırtapoz!" ise favorim :) Oyunculuklar pek ayarında. Ekip eskiden beri absürd oyunlara oldukça aşina olduğu için olayı gayet özümsemiş durumda. Zaten kendilerini bildiğim kadarıyla herhangi bir şeyi kendileri özümsemeden seyirci karşısına çıkarmamaya çok özen gösteriyorlar. 

Oyunu teknik detaylarına gelecek olursak.. Dekoru sade ve net buldum, aksesuarlarla süslenen sahnelerin özelliğini kaybettirmemiş. Gözü yormuyor, sadece gerektiği kadar! Kostümler de aynı şekilde dönemine uygun ve sadece olması gerektiği gibi..

Yönetmen koltuğunda Arda yine absürd ve grotesk tecrübesini konuşturmuş. Her işini zevkle izlerim! Fakat oyundaki bekleme sahnelerini biraz fazla bulduğumu belirtmeden geçersem çok ayıp olur :) Seyirciye düşünme payı verildiği aşikar fakat sahnedeki aksiyonu da söndürmemek gerek. Oyuncular başarılı, özellikle Eren Yıldız ve Barış Mesci iki asker olarak çok başarılı. Anne rolünde Melis Şenol ve baba rolünde Burkay  Dokuyucu sahnede keyifle izlenir karakterler çiziyorlar.


Oyun ne zamana kadar devam edeeeeer tam bilemiyorum ama bence siz ilk fırsatta izleyin! Hatta en erken 2 Aralık'ta Kadıköy Emek Sahnesi'nde izleyebilirsiniz. Devamı için ise Sahne Hal ve Emek Sahnesi programlarını takip edebilirsiniz.


PİKNİK / TURNUSOL
Yazan: Fernando Arrabal
Çeviri - Dramaturji - Tasarım: Turnusol
Yöneten: Arda Öztürk
Yönetmen Yard.- Koreografi: Duygu Çelebi
Teknik: Bahadır Erol
Afiş Tasarım: Bestenigar Köseoğlu
Oyuncular: Y. Eren Yıldız, Burkay Dokuyucu, Melis Şenol, Barış Mesci, Ziyahan Çetin, Duygu Çelebi

www.facebook.com/TiyatroTurnusol
www.twitter.com/TiyatroTurnusol