Arda Öztürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arda Öztürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2012 Pazar

CANINIZ PİKNİK Mİ ÇEKTİ ?

Taaaaaaaaaaaaa geçen sezon izlediğim bir oyunla ilgili yazı yazmak üzereyim.. Sen de okumak üzeresin! Hazır mıyız ? Hazırsak başlayalım..


Geçen yıl kendilerini Sahne Hal'de izlemiş idim.. Sanırım ikinci oyunlarıydı.. İkinci oyun da lanetli oyundur ama biz öyle kötü de bir oyuna denk gelmedik vallahi. Sonraki birkaç izleyişimde de bunu tasdik etmiş oldum!

Efendiiim, sevgili ekibimizin adı Turnusol. Kendileri üniversite tiyatrosunda birlikte çalışmaya başlamış ve sonrasında bu işe devam etmiş ve etmekte olan bir ekip. Çalıştırıcı kişi Arda Öztürk, ki kendisinin bahsi yazılarımda daha önceden geçmişti. Yönettiği "Ayak Bacak Fabrikası"nı izlemiş ve beğenilerimi sizlerle de paylaşmıştım. Turnusol içerisinde de yönetmen görevini bu oyun için Arda Öztürk üstleniyor.


Geçen yıl kurulan Turnusol'ün manifestosunda ise şu cümleler yer alıyor ; ".... Turnusol izleyenin imgelemini harekete geçiren, eleştirel ve rasyonel bakışını aktif kılan, kısacası onu sanatsal üretimin bir parçası olarak gören yaklaşımları yeğler. Turnusol bu yaklaşımların da etkisiyle klasik algı ve iletişim kalıplarından bağımsız olmak ister ve görünmez olanın - sanat yoluyla - görünülebilirliğini mümkün kılmanın yollarını arar."

Neyse şimdi oyuna geçelim.. Oyunumuz ; Piknik. Bazılarımızın "Cephede Piknik" diye bildiği.. Hani şu Fernando Arabal'in yazdığı :)

Piknik, diğer adından da belli olduğu üzere cephede geçen bir oyun. Savaşın iki cephesi.. Peki bu iki cephe acaba aynı tarafın mı yoksa karşı tarafın mı? Karşı taraf kim? Düşman ne demek?


Oyun başladığında cephedeki askerin yalnızlığına şahit oluyoruz. Zavallım aylardır cephede tek başına örgüsünü örüyor ve nöbetini tutuyor. Tam ne kadar sıkıldığına üzülürken, cengaver babası ve titiz annesi cepheye oğullarını ziyarete gidiyorlar, amaç ise oğullarıyla bir pazar günü şöööööyle güzel bir piknik yapmak! Yahu ne var bunda! Sonuçta barut kokusu iştah açıyor! Bombardıman da izlemesi havai fişekten hallice bir olay! 

Tankları geçerek, yolları teperek cepheye gelen neşe yuvası anne ve baba, oğullarıyla savaşın inceliklerinden konuşup, babanın kahramanlık hikayelerini dinliyorkeeen, bir de ellerine düşman askeri geçiyor! Bir neşe bir neşe! Sormayın gitsin! Ondan sonra başlıyor bir idrak süreci!


Evet anladığımız üzre oyunumuz absürd bir oyun! :) Absürdün tüm inceliklerini seyreyleyebileceğiniz bir oyun. İçler acısı bir savaş trajedisine inanmış bir toplum ve bu saçmalığı fark edişleri.. Kimin kime düşman olduğunun bile belli olmadığı bir savaşta asker olmak.. Sadece size öyle denildi diye!

Turnusol ekibi oyunun İngilizce metnini kendisi ele almış ve çevirmiş. Dolayısıyla günümüz dilinde süper anlaşılır bir metinle karşı karşıyayız. Özellikle zeka kıvılcımı küfürlere bayılıyorum! "Hırtapoz!" ise favorim :) Oyunculuklar pek ayarında. Ekip eskiden beri absürd oyunlara oldukça aşina olduğu için olayı gayet özümsemiş durumda. Zaten kendilerini bildiğim kadarıyla herhangi bir şeyi kendileri özümsemeden seyirci karşısına çıkarmamaya çok özen gösteriyorlar. 

Oyunu teknik detaylarına gelecek olursak.. Dekoru sade ve net buldum, aksesuarlarla süslenen sahnelerin özelliğini kaybettirmemiş. Gözü yormuyor, sadece gerektiği kadar! Kostümler de aynı şekilde dönemine uygun ve sadece olması gerektiği gibi..

Yönetmen koltuğunda Arda yine absürd ve grotesk tecrübesini konuşturmuş. Her işini zevkle izlerim! Fakat oyundaki bekleme sahnelerini biraz fazla bulduğumu belirtmeden geçersem çok ayıp olur :) Seyirciye düşünme payı verildiği aşikar fakat sahnedeki aksiyonu da söndürmemek gerek. Oyuncular başarılı, özellikle Eren Yıldız ve Barış Mesci iki asker olarak çok başarılı. Anne rolünde Melis Şenol ve baba rolünde Burkay  Dokuyucu sahnede keyifle izlenir karakterler çiziyorlar.


Oyun ne zamana kadar devam edeeeeer tam bilemiyorum ama bence siz ilk fırsatta izleyin! Hatta en erken 2 Aralık'ta Kadıköy Emek Sahnesi'nde izleyebilirsiniz. Devamı için ise Sahne Hal ve Emek Sahnesi programlarını takip edebilirsiniz.


PİKNİK / TURNUSOL
Yazan: Fernando Arrabal
Çeviri - Dramaturji - Tasarım: Turnusol
Yöneten: Arda Öztürk
Yönetmen Yard.- Koreografi: Duygu Çelebi
Teknik: Bahadır Erol
Afiş Tasarım: Bestenigar Köseoğlu
Oyuncular: Y. Eren Yıldız, Burkay Dokuyucu, Melis Şenol, Barış Mesci, Ziyahan Çetin, Duygu Çelebi

www.facebook.com/TiyatroTurnusol
www.twitter.com/TiyatroTurnusol

22 Mayıs 2011 Pazar

27. GENÇ GÜNLER -2 "AYAK BACAK FABRİKASI"

Genç Günler kapsamında izlediğim bir diğer oyun Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Kulübü tarafından sergilenen “Ayak Bacak Fabrikası” oldu. Daha önce 2 oyunlarını izlediğim bu ekibin oyunu yine beni hayal kırıklığına uğratmadı!

İşten çıkıp koşturmak suretiyle Kerem Yılmazer Sahnesi'nde aldım soluğu. Genç Günler oyunları 19:30 da başladığı için bir miktar felek şaşması yaşadım ama idare ettik.

Kalabalık bir kadroyla oynanan oyunun metni sahnelenmesi kolay olmayan metinlerden birisidir aslında. Buna rağmen akıcılığını kaybetmeyen bir oyun izletti bize ekip. Burda büyük pay yönetmen Arda Öztürk’ün aslında. Daha önce de kendisinin yönettiği Oyun Nasıl Oynanmalı’yı izlemiştim. İki oyun da Grotesk bir anlatımla sergilenen oyunlardı.

Grotesk nedir ? Wikipedia der ki ; “Grotesk, varlıkların absürd (sıra dışı) özelliklerle yeniden tasviri ile dünyaya ait olmayan bir olgu haline getirilme sanatıdır.”


Peki Ayak Bacak Fabrikası ne anlatır ? Egemen güçlerin (siyasal ve dini ) belirleyiciliğiyle ilerleyen toplumsal ilişkileri görürüz. Açlık ile yaşayan halk, derebeyleri ne derse yapmakta, ölmektense kara tohum ile beslenmeyi göze almaktadır. Çünkü derebeyleri der ki kutsal balıklar buğday olmazsa öleceklerdir ve halk elindeki bütün buğdayı devlet elinden kara tohum ile değiş tokuş etmelidir. Buğdaylarını getirmeyenler vatan haini ilan edilecektir! Kutsal balıklar ise hayattır, memattır! Kara tohum ile beslenen halk ise kötürüm olmaya başlar ve dost ülkelerden gelen yardım sandıklarından ayaklar ve bacaklar çıkmaktadır.

Ekip çok başarılı bir iş çıkarmış. Oyunu izlenebilir hale getiren reji ise zeka pırıltıları içermekteydi. Topunuzun eline sağlık gençler! Üniversite ekiplerini izlerken içimde biraz tereddüt olur genelde ama Yeditepe Üniversitesi dendiği zaman bu tereddüt beni terkediyor.


Oyun bir daha sergilenir mi bilemiyorum. Ama eğer bir yerlerde rastlarsanız izlemenizi tavsiye ederim!