26 Eylül 2012 Çarşamba

EDINBURGH VE FESTİVALLERİ

Bu yıl bir rüya tatil peşinden kalktık gittik. Nereye mi ? Oooff bi sürü yere! İngiltere - İrlanda - İskoçya üçgenindeki saymakla bitmeyecek kadar şehri 10 günde talan ettik. Haa şimdi diyceksiniz ki "hayırdır arkadaş görüşmeyeli seyahat bloğuna mı dönmeye karar verdin?" Yok mevzu o değil, burdan başka bi yere gelicem az bekle! ;)


Sevdiğim insan, bu tatilin tarihlerini belli ettiğinde bir de dedi ki bak o zamanda Edinburgh'da festival var imiş! Açtım baktım bir de ne göreyim! Dünyanın en meşhur tiyatro festivalinin orta yerine düşecekmişiz meğer. Cahilliğimi mazur görünüz vallahi öncesinde bilmiyordum. Fakat bilmemenin değil öğrenmemenin ayıp olduğunu atalarından öğrenmiş bir gençliğin üyesi olduğumdan bunu da söylemekten çekinmiyorum.


Neyse seyahatimizin diğer muhteşem ve akıl almaz detaylarını başka bir sohbete bırakıyorum ve size biraz Edinburgh'daki festivallerden bahsetmek istiyorum.Festivaller mi ? Evet festivaller, festival değil! Meğer yılın en festival zamanı Ağustosmuş Edinburgh'da. Hazır o festivale gelen bize de katılsın diye festival üstüne festival türemiş. (Çok özür dileyerek araya iğrenç bir espri atmak istiyorum ; Edinburgh, festival gibisin katılmak istiyorum!)

Önce kitabi bilgiler ile girizgahımızı yapalım, sonrasında bireysel izlenimler ve izlenen oyunlarla devam edelim derim ;


Efendiiiimmm çok seyirlik bir şehir olan Edinburgh'da yıl 1947.. İkinci dünya savaşı sonrası dünya insanları üzerlerindeki ölü toprağını atsın da bi kendine gelsin diyerekten Glyndebourne Opera müdürü beyfendi Rudolf Bing ilk festivali organize etmiş. Bu festivalimiz Edinburgh International Festival.

Çok ilgi çeken ve uluslararası grupların da yer aldığı bu festivalin ilk yılında davet almayan 8 tiyatro ekibi isyan bayrağını çekmiş! Resmi festival programının içerisinde yer alamayan gruplar yine de gösterilerini bir yerlerde sergiler hale gelmişler. Yani bir resmi International Festival var iken bir de isyancıların gösterileri yer almaktaymış aynı zamanlarda. Sonunda 1959 yılında Festival Fringe Society kurulmuş ve Fringe Festivali de International Festival ile aynı zamanda perde açan bir alternatif festival haline gelmiş!


Seyahat öncesinden internetten araştırıp soruştururken Fringe'den hiç haberim yoktu. Zira internette de Edinburgh Festival diye arayınca tek çıkan ana resmi festival. Ben de oradan hareketle 21pound ön ödemeli olaraktan 1 oyuna bilet aldım. "Gulliver's Travels" biletimiz cebimizde Edinburgh yollarına koyulduk. Şehire bir girdik kiiiiiiiii gözlerime inanamadım. Şehrin ana caddesinde inanılmaz bir tanıtım yarışı! Tam bir karnaval havası.. Onlarca farklı ekip oyunlarını tanıtmak için enteresan kılıklar içerisinde ilgi çekme yarışındalar.. Süper renkli bir görüntü. Biletimizin bilet halini almak için bilet satış noktasına gittiğimizde soruverdik oradaki görevli arkadaşa ; "Yahu her taraf festival, nedir bu olay şimdi biz hangi festivaldeyiz?" Görevli genç arkadaşımız bir iç çekti ve acıklı bir bakışla dedi ki ; "aslında ana festival biziz fakat bu tarihlerde ülkeye gelen bu kadar sanat sever varken bu fırsatı kaçırmak istemeyen ekipler alternatif bir festival yapıyor - Fringe. Ve maalesef zamanla bu küçük organizasyonlar çok büyüdü ve International Festival'ın önüne geçti.."


Biz ise bireysel ve kurumsal olarak bu durumu analiz ettik.. İki festivalden de oyunlar izledik. Hatta orada geçirdiğimiz 3 gün boyunca gördük ki sadece 2 değil daha birçok festival var. Sonunda hepsinin isimlerini öğrenmeye çalışmaktan vazgeçtik :)

Aslında burada mühim olan festivalin adı değil tadı! O da vallahi damağımızda kaldı!


2,5 günün boyunca şehri hayretlerle izledim. Yılın en kalabalık zamanı.. Hava şahane.. Güneşli ve serin, arada yağmur atıştırmalı.. Gün boyunca sokaklarda gösteriler, oyunlar, müzisyenler..Broşürler, biletler.. Viskiler, biralar.. çeşit çeşit sahneler, mekanlar.. Akşamları etekli amcalardan oluşan ulusal bandoların gösterileri..

İşte sayın okuyucularım genel festival havası böyleydi.. Peki neler izledik ? International'da bir tek Gulliver'in Gezileri'ni izledik, Romanya'dan bir ekip tarafından sergilendi.
Fringe kapsamındaki yüzlerce oyundan da Machinal, Love and Understanding, The Day The Sky Turned Black, Closer izleyebildiklerimiz oldu.. İtiraf etmek gerekirse çok daha fazlasını izleyebilirdik.. Neyse bu da ilk yılın acemiliği oldu :) Oyunlarla ilgili detaylar ise bir sonraki yazının konusu!


Bu arada Fringe festivalinde ekip olarak yer almak hiç de zor değil! Yalnızca masraflarınızı kendinizin karşılıyor olması gerekiyor. Size mekanı veriyolar, tanıtım olanağı veriyolar ve duyduğum kadarıyla mekan kirası olarak çok cüzi bir talepleri oluyormuş. Satılan biletlerin paraları ise size kalıyor. Tabii bir de oyunu ingilizce icra ediyor olmak gerekir :) Detaylı bilgi için www.edfringe.com adresini inceleyebilirsiniz yahut bana sormak istedikleriniz olursa mail atabilirsiniz :)

Tatilin devamında bir de Shakespeare Globe'da III. Richard izledik ki dillere destan! Ondan da bahsedicem.. Takip etmeye devam.. ;)  

3 yorum:

  1. Böyle tatilleri ben de severim.Koşuşturmacayla geçtiğinden insan yorulduğunun bile farkına varmıyor.Sanat,mutluluktur,sevinçtir,güzelliktir.Her zaman ve her yerde bizimle birlikte olmalıdır.

    YanıtlaSil
  2. İstanbul'da sevdiğim bir tiyatro olan İKİNCİKAT tan,sizin vasıtanızla bahsetmekten geçemiyeceğim.Lütfen İKİNCİKAT'ı tanıyın ve oyun seyretmeye gelin.Ünlü sanatçıların oynadığı oyunları belki de ünlü sanatçılar eşliğinde seyredeceksiniz.Belki Türkan Şoray,belki Nedim Saban,belki şu an aklıma gelmiyor.Ne ünlü sanatçılarla ünlü sanatçıların rol aldığı oyunları izlemişiz.Ben izledim ama...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar

      İkinciKat'ı tanıyorum tabii ki ama dediğinizden pek birşey anlayamadım sevgili dostum. Ünlü sanatçı seyretmeye mi gitmeliyim? Siz orada daha önce ünlü sanatçı mı seyrettiniz? Kafamı ziyadesiyle karıştırdınız bir açıklama rica ediyorum! :)

      Sil