2 Kasım 2011 Çarşamba

THE MOUSETRAP

Geçenlerde Londra’ya ayak bastık. Gitmişken bir oyun izlemeden dönülmez dedik ve gittik izledik. Tabii biraz plansız davranmış olduğum için son dakikada neye bilet bulabilirsek ona gidelim tarzı bir organizasyona dönüştü ama olsun, neticeden memnun kaldık. : )


Bütün biletleri satan o noktalardan birini allem edip kallem edip bulduktan sonra, biletçi hanımefendinin uzun uğraşları sonucunda Mousetrap’e bilet aldık. Mekanın yabancısı olduğumuzdan biletle beraber tiyatronun tarifini de verdi bize saolsun, hem de harita üzerinden.


19:30’daki oyun için erkenden gidip St Martin’s binasının kenarlarında biraz gezindik. Ancak balkondan bulabildiğimiz yerimiz için ise salon içi izleyicilerinden farklı bir kapıdan girdik! İnanılmaz kibar bir kişi olan bilet kesen beyefendi biletlerimizi kesti ve yerimize yerleştik. Balkon olduğu için nasıl görürüz, bu kadar saat burada belimiz nasıl sağlam kalır diye düşünürken salon doldu..


Veeeeee perdeeee!


Evli ve şirin çiftimiz Giles ve Molie Ralston yeni bir otel açmışlardır ve ilk müşterileri için heyecan içinde beklemektedirler. Monskwell Manor misafirlerini beklemektedir ve dışarıda kar fırtınası vardır. Teker teker gelen birbirinden enteresan misafirleri tanımaya başlarız yavaş yavaş. 4 rezervasyonlu müşterinin ardından arabası yolda kalmış bir misafirimiz daha olur. Ardından da Dedektif Sergeant Trotter gelir ve oteldekileri çevre muhitte bir katil olduğu ve dikkat olmaları konusunda uyarır.


Ardından otelde de bir cinayet işlenir ve herkesi bir korku sarar. Acaba katil içlerinden biri midir ? Bu dakikadan sonra gergin anlar başlar ve dedektif herkesi toplayıp sorgulama yapar. Herkes cinayet işlendiğinde oralarda olmadığını kanıtlama peşindedir fakat katil aralarından biridir..


Oyunun sonunda biz katili öğrendik tabii, fakat her yerde de belirtildiği gibi, katilin kimliğinin sadece izleyicilerde kalması ve kimse ile paylaşılmaması konusunda özel bir uğraş var. : )


İngiliz İngilizcesinden çok hoşlaşmasam da oyunu keyifle izledim. Gergin bir mevzuyu çok güzel aktarmışlar ve izlenir kıvama getirmişler. Oyunculuklar da şahaneydi diyecek laf bulmak zor : )


Mousetrap bir Agatha Christie oyunu ve tam 59 yıldır aralıksız sahnelenmekte!


Biraz oyunun tarihinden bahsedeyim sizlere.. Dönemin İngiltere Kraliçesi’nin doğum günü kutlama organizasyonu yapıldığı sırada BBC, kraliçeye ne istediğini sormuş. Kraliçe de Agatha Christie’den bir oyun istemiş. Bu istek üzerine Agatha Christie “Three Blind Mice” isimli 30 dakikalık bir oyun yazmış. 30 Mayıs 1947’de radyo oyunu olarak sergilenen “Three Blind Mice” adlı 30 dakikalık bu oyun, birkaç yıl sonra “Mousetrap” adıyla Agatha Christie tarafından tekrar düzenlenmiş ve sahnelemesi için Sir Peter Saunders’e teslim edilmiş.


Sir Peter Saunders yapımcı olarak oyunu ele almış ve Mousetrap ilk olarak 25 Kasım 1952 tarihinde Londra’da oynanmaya başlamış (Londra’dan önce 6 Ekim 1952’de ilk olarak Nottingham Theatre Royal’de ve diğer birkaç sahnede oynanmış). İlk yönetmen ise Peter Cotes.



Oyunla ilgili ilginç rakamlar var sizinle paylaşmak istediğim ;


* İlk olarak 25 Kasım 1952’de sahne açan oyun 59 yılda 24.500’den fazla perde açmış ve en uzun süre sahnede kalan prodüksiyon olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na da girmiş.


* Major Metcalf rolünü 22 Temmuz 1957 – 23 kasım 1968 yılları arasında tam 4.575 kez canlandıran David Raven, en dayanıklı aktör olarak Guinness Rekorlar Kitasbı’na girmiş.


* Mrs Boyle rolünün yedek oyuncusu olarak,12 Mart 1994’e kadar tam 6.240 oyunda yer alan ve sadece 72 oyunda sahnede olan Nancy Seabrooke, en uzun süre çalışan yedek oyucu olarak yine Guiness Rekorlar Kitabı’nda yerini almış.


* Oyun 50’nin üstünde farklı ülkede oynanmış ve 27 farklı dile çevrilmiş.


* 59 yıldır Mousetrap oyununu izleyen seyircilerin hepsi tek kişilik sıraya girse (su üzerinde de yürüyebildiklerini farzederek) West End London’dan Nairobi’ye kadar gidermiş bu kuyruk.


* Londra’daki oyunlarda toplam 404 aktör ve aktris rol alırken, 232 yedek oyuncu da kadrodaymış.


* 59 yıl boyunca toplam 123 mil uzunluğuna denk gelecek kadar gömlek ütülenmiş ve gösterilerde 425 ton dondurma satılmış.


Oyun bir efsane! Yıllarca farklı ekipler tarafından sahnelenmiş ve bu yıl Türkiye’de de Akla Kara Tiyatro tarafından oynanıyor. Yakın zamanda onların performansını da görmek ve sizlerle görüşlerimi paylaşmak da planlarım arasında yer alıyor : )

1 yorum: