30 Temmuz 2011 Cumartesi

NEYDİK NE OLDUK ?

Bugün şöyle bir baktım siteye.. Neler yazmışım neler yayınlamışım nerden nereye gelmişim diye.. Farkettim ki tam 1 yıl var ilk yayınladığım ve son yayınladığım yazı arasında..

Kendim için bir değerlendirme yapayım ve bunu da sizinle paylaşayım istedim :)

15 Haziran 2010’da başladığım yazılarım, 19 Haziran 2011’ de yazdığım son yazı ile birlikte tam tamına 34 adet. Bunların 24 adeti izlediklerimle ilgili görüşlerim.. 1 adeti okuma tiyatrosu.. 2 adeti kendi projelerimde ilgili yazı..1 adeti röportaj.. 4 adeti ödüllerle ilgili bilgilendirme.. 1 adeti geçen yıl kaybettiğimiz “Çağatay Mıdıkhan” ile ilgili yazı.. 1 adeti de genel durum yazısı..

Bu arada izlediğim ama yazamadıklarım da bende vicdan sızısı olarak durmaktalar.. Hatırlayabildiklerimi sizlerle paylaşayım ; Karabahtlı Kardeşlerin Bitmeyen Şen Gösterisi (Altıdan Sonra Tiyatro), Şems.. Unutma! (Cef Tiyatro), Kebap (Actors Without Borders), Alemdar (İBŞT), Toros Canavarı (İBŞT), Yalnız Tanrının Eli Titremez (Drama Kumpanya), Aşkın Telifi (Tiyatro Açıkça), Shopping and Fucking (DOT), İstanbul Efendisi (İBŞT), Evita. Ayrıca iştirak ettiğim bir ödül töreni (Direklerarası Seyirci Ödülleri) ile ilgili görüşlerimi bildirmek niyetindeydim..

Ama bana en çok acı veren.. Nasıl desem bilemiyorum.. Çağlar Çorumlu ile yaptığım röportaj.. Aylardır deşifresini bitiremediğim, Çağlar Çorumlu’nun yüzüne bakmaya utanmama sebebiyet veren iş.. Neyse ki kendisi efendiğilinden ödün vermiyor ve karşılaştığımızda “nooldu bizim röportaj yaa” diye sormuyor artık :) Ama Çağlar’a demek isterim ki ; yakında geliyor!

Haaaa bir de elimde bir utancım da var ki evlere şenlik! Sayın “Cem Uslu” saolsun beni “Peer Gynt” oyununa 3 kere falan davet etti ve ben gitmedim! Üstelik sezon ortasında “Oyun Sonu” isimli oyunu sahneye koydular.. İnsan hiç dilse gider onu izler de bi kendini affettirir di mi ? Onu da yapamadım! Yazıklar! Kendisini birkaç defa Kumbaracı fuayesinde gördüm ama utancımdan gidip bi kusura bakma diyemedim!

Bir günah çıkarma seansımızın daha sonuna geldik, katılımınız için teşekkür ederim.. :)

Peki başka neler yaptım ? “Orasından bana ne be!” diyenler yazının bundan sonraki bölümünü okumayabilirler :) Bu noktada ise “İster okurum ister okumam sana ne be!” diyenlere ise başka sözüm yok..

Yazmaya başlarken tek amacım yazmaktı :) Sadece anlatmaktı.. Günlük gibi.. Şu oyunu da izledik aman da aman ordan çıktık şuraya gittik, sonra iki çay içtik gibi muhabbetlerimi de dahil etmek suretiyle kendime tamamen blog kıvamında bir platform yaratmaktı. Yazdıklarımın ciddiye alınmasından ve yanlış anlaşılmaktan o kadar korktum ki kim olduğumu bile diyemedim kimselere..

Amma velakin beklemediğim bir ilgi ile karşılaştım, yazılarımın okunması bana haz vermeye başladı :) Ben de daha okunası yazmaya başladım.. Özellikle Barış Kıralioğlu bana bu konuda bütün açıksözlülüğüyle çok destek oldu. Şimdi kendisi de yazılarını su yüzüne çıkarmaya başladı, artık karşılıklı açıksözlülük sergiliyoruz :)

Bir de bu sezon çok tatlı insanlar tanıdım.. Size onlardan da bahsetmek isterim.. Sevgili dostum Burçak Çöllü tuttu kolumdan, beni de götürdü gittiği her yere.. Sayesinde çok ilerledim, hakkını yememek lazım :)

Çiğdem Erken ile tanıştım mesela.. Gerçi kendisi beni son gördüğünde ablasının yanında çalışan bi kıza benzetti önce ama neyse ki Lydia diye tanıtınca beni hatırlıyo :)

Engin Alkan’la tanıştım.. Kendisini en son Açıkhava’da oynadıkları “İstanbul Efendisi” nin kulisinde görüp utana sıkıla “Yeni oyununuzun provalarından birkaçına gelebilir miyim?” diye sorduğumda “hayır!” diyerek beni taca çıkarmış olabilir :) Fakat hemen akabinde “oyuncuların konsantrasyonu bozulur ama seyircili genel provalar başladığında gelirsen çok sevinirim” diyerek oracıkta kalpten gitmeme de engel olmuştur. Kendileri İBŞT bünyesinde “Şark Dişçisi” adlı oyunu çalışıyorlar. Aramızda kalsın, bir provalarında gidip kapıdan seslerini dinledim! (Güvenlik görevlisi “içeri girin isterseniz” dediğinde ise yönetmenden aldığım talimatın bilinciyle “yok böyle iyi” diyip usulca duvara ilişmeye devam ettim)

Sevil Akı ile tanıştım.. Hatta oğlunu bile gördüüümm! Anne olduktan sonra sahnenin onun için nasıl başkalaştığını anlattı bana..

Aslı Can Kortan’la tanıştım! Geçenlerde Merve Engin’in doğum gününde.. Ben utancımdan yanına gidemezken o kalktı yanıma geldi.. Kendisine beğenilerimi iletmeye çalışan kelimeler ararken utancından beni susturmaya çalıştı.. Sonra biraz sohbet ettik açıldık :)

Tanış olduğum her insandan öğrenmeye çalıştım.. Okudum, gezdim, gördüm, paylaştım.. Mesela en çok OnurS koçum (kendisini burada deşifre etmiyorum, karanlık adamdır sevmez böyle şeyleri) ile görüş paylaşmayı severim.

Kısaca şöyle diyebilirim ; görmeye başladım..

Önümüzdeki sezon ise istiyorum ki daha çok oyun izleyeyim. Yurtdışında da oyun izleyebileyim.. Başka yerlerden bakmayı öğrenebileyim.. Daha çok okuyabileyim.. Daha çok yazı yazayım.. Daha çok dinleyeyim, duyayım.. Daha çok insanla sohbet edeyim.. Daha ÇOK olayım istiyorum..

Siz de oralarda olursanız, ne ala..

1 yorum: