11 Ekim 2010 Pazartesi

HAZİN BİR HİKAYE - DÖRT KİŞİLİK BAHÇE

Sonundaaaaa 2010-2011 sezonunu açtım! İzlemek için göz koyduğum oyunlardan birisi olan Dört Kişilik Bahçe’nin prömiyeri ile Şehir Tiyatroları‘ndan giriş yaptım. İlk defa bir prömiyere gittim, çok heyecanlı! Oyunun müziklerini yapan dostum Burçak Çöllü dolayısıyla iştirak ettiğim bu ilk prömiyer deneyimimden oldukça memnun kaldım..

Birkaç hafta önce dedim ki “Burçakcım ben prömiyere gelemiyorum, provam var”.Sonra bir hüzün çöktü içimeee.. 6 Ekim provasının iptaliyle beraber ilerleyen günlerin birinde aldım biletimi.. Bir kısım kişilerle organizasyon yaptım, bir kısım organizasyon da benden bağımsız olarak halihazırda yapılmıştı.

Sevgili dostum Onurs bir hevesle bilet aldı fekat trafik dolayısıyla oyuna yetişemedi.Oysa biz, yani Esra ve ben yarım saat önceden fuayedeki yerimizi almış, kahvelerimizi yudumluyor, havayı kokluyorduk. Ortamdaki heyecanı hissettik, broşürü sindire sindire okuduk, çevreyi kolaçan ettik. Prömiyer havası normalden daha heyecanlı tabiii..

Derkeeeenn Çöllü dostum biz içeri girmeden yanımıza geldi, haydi hayırlısı dedik aldık salondaki yerimizi. Başladık dekoru incelemeye! İncele incele bitecek gibi değil dekor..Detay detay detay işlenmişşş, üstüne de bir dolunay kondurulmuş. Konak, kuru yapraklar, dallar, ağaçlar..Görkeminden geçilmiyor!

Veee Perde!

Oyun başladı ve önümüzden Sevil Akı geçti! Bi içim titremedi desem yalan olur.. Bahçedeki yemek masasında başlayan Dört Kişilik Bahçe, gerçekten de bir bahçede dört kişilik bir yaşamı anlatıyor bize.. Oyunu Murathan Mungan yazmış, Ersin Umulu yönetmiş. Yönetmen Ersin Umulu şöyle demiş ; “Okurken beni etkileyen ve öyküde, “eski bir peyzajda solmuş bir eskiz gibi” betimlenen çınar ağacı, reji yorumunun da çıkış noktası oldu ve bu doğrultuda uzamı çınar ağacı belirleyerek bahçe ve konakla bütünleşti. Çünkü çınar ağacı; yeni inşaatlar, apartmanlar arasında sıkışmış eski ahşap konağı, değişen İstanbul’u, aile bireylerinin yalnızlıklarını ve sırlarını, yok olmaya yüz tutmuş tüm değerleri köklerinde saklıyor, oyunun anlamını içinde barındırıyordu.”



İşte bu çınar ağaçlı konağın etrafında şekillenen yaşamlar.. Bir aile.. Bir parça hüzün.. Hüznün başrolünde Fatma Aliye.. Duvar gibi bir anneye yaranmak için harcanmış bir ömür Fatma Aliye’ninki. Oysa Talia isyan etmiş, ablasının yapamadığını, cesaret edemediğini yapmış ve çekip gitmiş yıllar önce..Fatma Aliye’nin kaderini de biraz Talia’nın gidişi belirlemiş.


Oyun biraz yavaş ilerliyor, gerçiii prömiyer olmasından kaynaklı bir tempo sorunu olabilir ama neticede yavaştı Genel hava biraz hüzünlü, hatta biraz değil bayaaa hüzünlü. Ama kasvetli değil, lütfen aradaki farkı görmezden gelmeyelim! Tek perde olan oyunda arada ufak gülmeceler de olmakla beraber, sonunda iki damla yaş süzüldü gözlerimden..


Sevil Akı! Sen nasıl bir insansın! Yani sahnede demek istiyorum O kadar doğal, o kadar inandırıcı, o kadar gerçek ki..Gerçekten Fatma Aliye! Her hareketiyle, her mimiğiyle, ağzından çıkan her sözle, gözünde duran her bakışla Fatma Aliye..İnanılmaz! O nasıl bir ağlamaktır? Gözünden yaş fırlatmak nasıl bir şeydir ? Evet evet..ağlamak değil onunki, gözünden yaş süzülmek falan değil..Bildiğiniz, gözyaşının elmacık kemiğine inmeden damladığını gördüm..

Keşke aynı şeyi Esin Umulu için de söyleyebilseydim..Sevil Akı’nın yanında çok donuk bir oyunculuğu var gibi geldi bana. Yine ilk oyun heyecanına verilebilir, zira ilk girdiğinde oldukça tutuktu, zamanla bir nebze daha açıldı diyebilirim.

Oyun sonunda bütün ekip sahneye çıktı, Sevil Akı “gecenin davet edeni” olarak herkesin adını okudu, sahneye çağırdı. Burçak Çöllü ile ilgili söyleyeceklerim ise burada başlıyor. Sahneye şöyle çağırıldı ; “Buraya bir yıldız koymak istiyorum..Benim için çok özel bir isim..Bu ismi ileride çok duyacaksınız.. Müzik:Burçak Çöllü..” Bu lafın üzerine daha fazla yorum yapılabilir mi ?

Bütün ekibin eline sağlık derkeeennn bir şeyi atladığımı farkediyorum..Broşürün kapağındaki fotoğraf! Fotoğrafa bir görsel derinlik katılmak istendiğinden dolayı mıııı, benim anlayamadığım derin bir anlamı olduğundan dolayı mııı, baskı hatasıdan dolayı mıııı bilemiyorum ama fotoğraf bir miktar kaymış, yazık olmuş.

İzlemek isteyenler için Dört Kişilik Bahçe Ekim ayı boyunca Şehir Tiyatroları Ümraniye Sahnesi’nde.

Saygılar sunar, bir sonraki oyunda görüşmek üzere yazıma burda nokta koyarım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme